Tüp Bebek Ülkemizde ve Dünyada ne durumda?

Tüp Bebek Ülkemizde ve Dünyada ne durumda?

1980′li yılların başında dünyanın gündemine oturan tüp bebek ve yardımcı üreme teknikleri çocuk sahibi olmayı isteyen ancak değişik nedenler ile bu olanağa sahip olmayan tüp bebeğin türkiyedeki ve dünyadaki konumu tüp bebek tedavisi ahmet bostancımilyonlarca çift için umut kapısı olmuştu. Aradan geçen 25 yıl içinde hem tıp alanında hem de teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmeler üremeye yardımcı tekniklerde de büyük ilerleme sağlanmasına yardımcı oldu. Tüp bebek yöntemi ilk başlarda sadece tüpleri tıkalı olduğu için doğal yolla çocuk sahibi olamayan kadınlar için bir tedavi yöntemi olarak geliştirilmişti. Dışarıdan verilen ilaçlar ile yumurtalıkları uyarılan kadınların yumurta hücreleri laparoskopi adı verilen basit bir ameliyat ile vücut dışına alınıyor ve daha sonra laboratuar ortamında eşinin spermleri ile bir arada bırakılarak yumurtanın döllenmesi bekleniyordu. Döllenmiş yumurtalar embryo halini alınca kadının rahmi içine yerleştiriliyor ve gebelik oluşması bekleniyordu. O günlerin şartlarında -20 civarında hasta gebe kalabiliyordu. Bu oranlar hastaların kendiliklerinden gebe kalma olasılıkları olmadığı göz önüne alındığında oldukça yüksek kabul edilmekteydi.

Teknik kısa zamanda tüm dünyada büyük yankı buldu ve hemen her ülkede tüp bebek merkezleri birbiri ardına açılmaya başladı. Bu yeni teknoloji oldukça büyük yatırım gerektiriyordu ve hastalar açısından maliyeti oldukça yüksekti. Dünyada açılan yüzlerce merkezde değişik araştırmalar yapılmaya başlandı ve teknik giderek gelişmeye başladı. Embryoların dondurulması ve saklanabilmesi ile transfer edilen embryoların dışında arta kalanların sonrada kullanılması gündeme geldi. Bugün embryo dondurulması ve çözülmesi ile neredeyse taze embryo transferlerine yakın gebelik oranları elde edilmektedir. 1990′lı yılların başına ulaşıldığında kadından alınan yumurta hücresi içine mikroskop altında erkeğin tek bir sperminin enjekte edilmesi ile de döllenme sağlanabildiği ve embryo oluştuğu bulundu. Bu gelişme üreme sağlığı konusunda yeni bir devrin başlangıcıydı. Mikroenjeksiyon adı verilen bu teknik ile artık çok düşük sperm sayısına sahip erkeklerin de çocuk sahibi olabilmelerinin yolu açılmıştı. öte yandan menisinde hiç sperm hücresi bulunmayan erkeklerin ise çocuk sahibi olmaları olanaksızdı. Bu sorunun aşılması da çok zaman almadı. Menisinde hiç sperm olmayan erkeklerin tetstislerinden ameliyat yolu ile sperm bulunması ve bu spermler ile de mikroenjeksiyon yapılmasının geliştirilmesi bir insanın bir hayalin daha gerçekleştiği anlamına geliyordu.

Bu gelişmelerden sonra üreme sağlığı konusunda uzunca bir süre yeni bir gelişme olmadı. Maliyetler giderek ucuzlamaya başlamış ve teknikler herkesin kolay ulaşabileceği bir hal almıştı. Ancak İngiltere başta olmak üzere birbiri ardına açılan tüp bebek merkezleri kontrolsüz bir şekilde tüp bebek tedavisi uyguluyor ve bu tedavilerin en büyük istenmeyen etkisi olan çoğul gebelikler de gün geçtikçe artıyordu. İkiz üçüz hatta dördüz ve beşiz gebelikler yazılı ve görsel basında sıkça yer buluyor hatta çoğu zaman bu tür durumlar riskli gebelikler olmasına rağmen halka sempatik gibi gösteriliyordu. Gelişmiş ülkelerin pek çoğunda artık tüp bebek yöntemleri merkezi ajanslar veya dernekler tarafından kontrol edilmekte ve devlet tarafından da uygulamalar denetlenmektedir.

İçinde bulunduğumuz günlere gelindiğinde tüm Dünyada tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavileri hemen herkes tarafından bilinen ve kabul gören tıbbı tedaviler halini almıştır. Maliyetlerin oldukça aşağılara çekilmesi sayesinde eskiden bu tedavileri hayal olarak gören pekçok çift de çocuk sahibi olabilme mutluluğunu yaşamaktadır. Maliyetler düşerken başarı oranları da yıllar içinde giderek artmıştır. Günümüzde saygın merkezlerde gebelik oranları %50′ler civarına ulaşmıştır.

Genetik biliminde yaşanan gelişmeler üreme ile yakın paralellik göstermiş ve bu iki bilim alanı adeta birbiri ile kaynaşmıştır. Bugün bilinen bir genetik hastalık varlığında mikroenjeksiyon uygulamasını takiben oluşan embryodan bir hücre alınarak genetik yapısı incelenmekte ve hastalığa sahip olup olmadığı anlaşılabilmektedir. Embryo yapıştırıcısı ve laboratuar kültürleri gibi yöntemler ile gebelik oranları yükseltilmektedir.

Tüm dünyada konu ile ilgilenen bilim adamlarının üzerinde en çok tartıştıkları konuların başında çoğul gebelik oranlarını düşürmek gelmektedir. Bügün bazı ülkelerde gebe kalma olasılığı yüksek görünen genç kadınlarda 2 hatta 1 embryodan fazla transfer yapılması kanunen yasaklanmıştır. Ülkemizde ise çok yakın zamanda yönetmeliklerde yapılan değişiklikler ile transfer edilebilecek embryo sayısı özel durumlar dışında 3 ile kısıtlanmıştır.

İnsan kopyalama gibi uç örneklerin dışında kendi sperm ve yumurta hücresi ile bebek sahibi olma olanağı olmayan ya da yumurtalıkları olmasına rağmen rahimi bulunmayan kadınların durumu dikkat çeken konulardan bir diğeridir. Dünyada pek çok ülkede bu sorunların çözümü mevcuttur. Sperm bankaları ya da yumurta bağışı kendi üreme hücreleri olmayan bireylerin sorununa çözüm oluştururken rahimi olmayan kadınlar ise taşıyıcı anne adı verilen uygulamalara başvurabilmektedir. ülkemizde ise yasalar bu uygulamalara izin vermemektedir buna karşın çok sayıda çift bu tür talepler ile merkezlere başvurmakta ve yurtdışına yönlendirilmektedir.

Yakın ülkelerde kontrolsüz bir şekilde yapılan işlemlerde yumurta ya da sperm alınan kişilerin sağlık durumları, genetik yapıları değerlendirilmediği için ileride şu an için akla gelmeyen sorunların çıkma olasılığı mevcuttur. Bu uygulamalar ne yazık ki yeterli açıklama içermeden 3 kardeşin üçü de hamile kaldı, 58 yaşında anne oldu gibi çarpıcı başlıklar ile basında yer bulabilmektedir.

Kısaca özetlemek gerekirse günümüzde tüp bebek uygulamaları ile ilgili en önemli sorun çoğul gebeliklerin azaltılmasıdır. Yakın zamanda tüp bebek yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile transfer edilebilir embryo sayısı ülkemizde 3 ile sınırlandırılmıştır.

Bir diğer güncel konu genetik incelemelerdir. Ülkemiz bu konuda oldukça ileridedir ve Avrupa’da dahil olmak üzere pek çok ülkeden çift bu amaçla tedavi olmak için ülkemizi tercih etmektedirler. Cerrahi sperm arama diğer bir güncel konudur. Bu işlemlerde sperm bulma oranları iyi merkezlerde ”ın üzerindedir. Son olarak yumurta ve sperm bağışı hala daha ülkemizde yasal zemin bulamamış ancak tüm dünyada yaygın olarak yapılan bir uygulamadır. 50 yaş gibi anormal sayılabilecek yaşlarda hamile kalan kadınların yumurta bağışı ile hamile kaldıkları akıldan çıkartılmamalıdır.

Sorunuz

Adınız (gerekli)

Epostanız (gerekli)

Konu

Sorunuz